Hamasetle Dünya Lideri Olunmaz!
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada ekonomik krizden yargı kararlarına, siyasi etik yasası çağrısından dış politikadaki çelişkilere kadar gündemdeki kritik konuları sert sözlerle eleştirdi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TBMM Genel Kurulu’nda gerçekleştirdiği konuşmada Türkiye’nin iç ve dış politikasındaki güncel gelişmeleri masaya yatırdı. Bayram tebrikleri ve İstanbul’un fethinin yıl dönümü vesilesiyle Fatih Sultan Mehmet ile Mustafa Kemal Atatürk’ün entelektüel liderliklerini hatırlatan Günaydın, mevcut iktidarın yönetim anlayışını ve ekonomi politikalarını sert bir dille eleştirdi. Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik buhrana, yargı eliyle demokrasiye yapıldığını savunduğu müdahalelere ve dış politikada sergilenen çelişkili tutumlara dikkat çeken Günaydın, AKP sıralarına yönelik çarpıcı salvolarda bulundu.
“HAMASETLE ATIP TUTMAKLA DÜNYA LİDERİ OLUNMUYOR”
Konuşmasına Kurban Bayramı ve Arap Alevi vatandaşların Gadir-i Hum Bayramı’nı kutlayarak başlayan Gökhan Günaydın, İstanbul’un fethinin 1573. yıl dönümü üzerinden liderlik tanımı yaptı. Fatih Sultan Mehmet’in altı dil bilen, bilime önem veren bir dünya lideri olduğunu belirten Günaydın, İstanbul’u işgalden kurtaran Mustafa Kemal Atatürk’ün de çok sayıda yabancı dil bilen gerçek bir dünya lideri olduğunun altını çizdi. “Hamasetle lider olunmuyor” diyen Günaydın, vatandaşın ekonomik kriz nedeniyle bu bayramda kurban kesemediğini ve kesilen kurban sayısının dörtte bire düştüğünü ifade ederek halkın ibadetini bile yapamaz hale getirildiğini söyledi.
“TÜRKİYE’DE DEMOKRASİYE YAPILMIŞ AÇIK BİR DARBEDİR”
CHP hakkında verilen “mutlak butlan” kararına sert tepki gösteren Günaydın, bu durumun bir parti içi mesele değil, demokrasiye yönelik açık bir darbe olduğunu savundu. Yüksek Seçim Kurulu (YSK) mevzuatına ve zaman aşımı sürelerine uyulmadan, 2,5 yıl önce yapılmış bir kurultayın adli yargı organlarınca iptal edilmeye çalışılmasının seçme ve seçilme güvenliğini ortadan kaldırdığını belirtti. İktidarın muhalefeti dizayn etmeye çalıştığını ileri süren CHP Grup Başkanvekili, siyasi etik yasası çıkarılması ve tüm milletvekillerinin mal varlığını açıklaması çağrısını yineleyerek, AKP milletvekillerine dürüstlük ve irade gösterme resti çekti.
“AZICIK KİMİN KATİL, KİMİN YURTSEVER OLDUĞUNA KARAR VERİN BE KARDEŞİM”
Hükümetin dış politika ve Filistin konusundaki tutumunu da eleştiren Günaydın, Filistin’de yaşanan büyük kıyıma karşı dünyayı ayağa kaldıran İspanya Başbakanı Sánchez’e yönelik operasyonların Türkiye tarafından görmezden gelindiğini ifade etti. Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın anılarında yer alan ifadelere atıfta bulunan Günaydın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump’ın yüzüne “Sen gücün bizzat kendisisin” dediğini hatırlatarak, Trump’ın bu gücü İsrail Başbakanı Netanyahu ile birlikte Filistin’e karşı kullandığına dikkat çekti. Konuşmasını cumhuriyet değerlerine vurgu yaparak tamamlayan Günaydın, saltanat heveslilerine geçit verilmeyeceğini ve hiç kimsenin demokrasi aleyhine konuşamayacağını belirterek sözlerini noktaladı.
💬 CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın’ın konuşması;
Gökhan Günaydın: Bir Kurban Bayramı haftasını geride bıraktık. Öncelikle aziz milletimizin Kurban Bayramı’nı kutluyorum. Aynı zamanda Arap Alevi yurttaşlarımızın bugün idrak ettikleri Gadir-i Hum Bayramı’nı da aynı şekilde kutluyorum. Bu hafta içerisinde, yani 29 Mayıs’ta İstanbul’un fethinin 1573. yıl dönümü kutlandı, anıldı. Fatih Sultan Mehmet bir dünya lideriydi. Altı dili ana dili gibi bilen ve konuşan bir liderden bahsediyoruz. Arapça ve Farsça’nın yanında Yunanca, İtalyanca, İbranice ve Latince konuşabilen, aynı zamanda Avni mahlasıyla şiirler yazan, bilim insanlarını yanında çalıştırarak bilime önem veren, askeri dehasıyla öncülük eden bir insandan ve bir hoşgörü liderinden bahsediyoruz. Demek ki hamasetle lider olunmuyor. Önce bunları bir saptayalım. Tabii Fatih Sultan Mehmet’i anarken, bir İstanbul milletvekili olarak hakkında bugün konuşmaktan utanılan ve yazılamayan, 4 yıl 10 ay 23 gün süreyle işgal altında tutulan İstanbul’u işgalden kurtaran Mustafa Kemal Atatürk’ü de saygıyla ve rahmetle anıyorum.
Atatürk de aynı şekilde ana dili gibi konuştuğu Fransızca’nın yanında kitap okuyacak düzeyde Almanca, İngilizce ve Arapça bilebilen bir dünya lideriydi. Yine söyleyelim; demek ki hamasetle, atıp tutmakla dünya lideri olunmuyor. Şimdi, geçtiğimiz bayram döneminde insanlar “Bayram bize zehir oldu” dediler. İki nedenle: Birincisi, kesilebilen kurban sayısı dörtte bire düşmüş. Bu, yaşanılan büyük iktisadi krizin insanları ibadetlerini yapamaz duruma getirdiğinin çok açık bir göstergesidir. Neden bu turuncu koltuklarda oturuyoruz? Rüyaları ve hikayeleri görmeye ve anlatmaya devam ediyor bazıları. Oysa memleketin gerçekleri bunlar. Bir başka zehir olma gerekçesi daha var. Kurban Bayramı’nı arifesinde Türkiye’de demokrasiye darbe yapıldı. Cumhuriyet Halk Partisi’ne getirilen mutlak butlan kararı bir siyasal partinin iç işi değildir; Türkiye’de demokrasiye yapılmış açık bir darbedir. Sebebini açıkça söyleyeyim: 4 Kasım 2023 tarihinde yapılmış bir kurultayı, ilk derece mahkemesi orada bir sorun yok dedikten sonra, 2,5 yıl geçtikten sonra, üstelik de Yüksek Seçim Kurulu’nun mevzuatındaki bütün açıklığa rağmen, YSK ve taşra teşkilatı dışında bir başka adli yargı organı tarafından, üstelik de zaman aşımı sürelerine uymadan mutlak butlanla iptal etmeye kalkışmak, Türkiye’de seçen ve seçilenin bütün güvenliğini ortadan kaldırmak demektir. Bu karar Türkiye’de rekabetçi, seçimli, siyasal partilere dayalı demokratik yaşamı ortadan kaldırmak anlamına gelmektedir. Bu karar aynı zamanda ekselanslarının “Karşıma çıkacak cumhurbaşkanı adayını ben belirlerim. Eğer o çok güçlüyse onu hapsederim. İçeride hapiste de ondan korkarım. Diplomasını iptal ederim. Muhalefet partilerinin nasıl yönetileceğine ben karar veririm. Genel başkanı kim olacak, ben seçerim. Bir sonraki seçime girip giremeyeceklerine ben karar veririm” diyen, adaletle ve hukukla uzaktan yakından alakalı olmayan bir anlayışın da açık bir tezahürüdür. Eğer burada bunu bir siyasal partinin iç işleyişi olarak gören varsa, Türkiye gerçeklerinden tümüyle kopuk durumdadır.
Burada anlatıyorlar; diyorlar ki “Belediyeler her türlü işlerden uzak olmalıdır.” E söylüyoruz, getirin siyasi etik yasasını geçirelim diyoruz. Hadi her biriniz mal varlığınızı açıklayın diyoruz. Örnek olayım diye de bir tane ben açıklıyorum; var mı bir taneniz açıklayan? Burada atıp tutmakla olmuyor, burada bir irade ortaya koyacaksınız. İrade ortaya koyacaksınız ki göreceğiz. Ha, sonra başka bir şey var; konuyla sizin alakanız yok, öyle mi? Neyle alakanız var? Mesela büyük enflasyonla, büyük işsizlikle, adalet kriziyle, yargı kriziyle, uluslararası alanda ortaya çıkan bütün sansasyonlar ve skandallarla hiçbir alakanız yok. Mesela arkadaşlar çıkıyorlar burada Filistin konusunda gerçekten benim de içime işleyen bir konuşma yapıyorlar. 70.000 insan öldürüldü orada, büyük bir kıyım yapıldı. Bütün varlığımızla karşı çıkıyoruz, içimiz kan ağlıyor ama ona karşı çıkan kim varsa operasyonlara muhatap oluyor. Sizin gıkınız çıkmazken ya da yalnızca miting düzenlemekten ibaretken, dünyayı ayağa kaldıran İspanyol lider Sánchez’e bu çerçevede bir operasyon yapılıyor ve siz bunu görmezden geliyorsunuz. Sadece görmezden gelseniz vallahi önemli değil; ne yapıyorsunuz biliyor musunuz? Başkan Trump’a, “Dünyanın yüzyıllardır beklediği lidersin sen” diyorsunuz. “Sadece güçten bahsetmiyorsun, sen gücün bizzat kendisisin” diyorsunuz. Kim yazıyor bunu? Trump bunu, “Bana Erdoğan böyle söyledi” diye yazıyor. Yazıyor, sen söylemişsin bunu. Peki, güçten bahsetmeyen, gücün bizzat kendisi olan Trump o gücü nerede kullanmış? O gücü Bibi (Netanyahu) ile beraber Filistin’de kullanmış. Azıcık samimi olun be kardeşim! Azıcık kimin katil, kimin yurtsever olduğuna karar verin be kardeşim!
Sevgili arkadaşlar, şunu ifade edeyim: Cumhuriyet Halk Partisi 103 yıl evvel kurulmuş bir siyasal partidir. Kuruluşun ve kurtuluşun bir siyasal partisidir. Bugüne kadar çok darbelere muhatap olmuştur, çok genel başkanları tutuklanmıştır; ama bütün bu darbelerden dün olduğu gibi bugün de ve gelecekte de güçlenerek çıktık ve çıkmaya devam edeceğiz. Ha, bir kötü haber daha vereyim size; sizin için kötü haber, Türk milleti için, bu memleket için çok iyi bir haber. Bölge valisi diyor ya size, “Buralarda demokrasiye gerek yok, buralarda hayırsever monarşilere ihtiyaç var” diye, siz de peşinden gidiyorsunuz ya, bir kınama mesajı bile yayınlayamıyorsunuz ya; hem bölge valisine hem de size, hepinize yüzünüze yüzünüze söyleyelim: 104 yıl evvel saltanatı kaldırdık. Hiç kimse bu memlekette demokrasinin ve cumhuriyetin aleyhine konuşamaz, konuşamayacak.