Bu Mesele Parti İçi Değil, Siyasi Bir Kumpastır: Tek Kişi Kalsam Bile Karşı Dururum!
CHP Grup Başkanvekilliği görevinin düşürüldüğünü açıklayan Gökhan Günaydın, parti yönetiminin ve meclis başkanlığının aldığı kararların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek yargıya başvurduğunu söyledi.

İlke TV’de Denizcan Abay’ın sunduğu Medya Zamanı programına katılan CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, görevden alınma süreci ve parti içindeki hukuki tartışmalara dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Günaydın, Grup Başkanvekilliği görevinin seçimle gelinen bir makam olduğunu ve düşürülmesinin tüzüğe göre ancak milletvekillerinin salt çoğunluğunun güvensizlik oyuyla mümkün olabileceğini belirterek, MYK üzerinden atılan adımların tamamen hukuksuz olduğunu vurguladı. Parti Meclisi’nin üye sayısının istifalarla düşmesine rağmen çalıştırılmaya çalışılmasını eleştiren Günaydın, konuyu yargıya taşıdığını ifade etti.
“GÖREVDEN ALINMANIN YEGANE YOLU GÜVENSİZLİK OYUDUR”
Görevden alma haberini sabah saatlerinde öğrendiğini belirten Gökhan Günaydın, CHP tüzüğüne göre grup başkanvekilliğinin atama değil, seçimle gelinen bir görev olduğunu hatırlattı. Bu görevin sona erdirilmesinin tek yolunun milletvekillerinin üçte birinin güvensizlik önergesi vermesi ve kapalı grupta yapılacak oylamada salt çoğunluğun bu yönde oy kullanması olduğunu ifade eden Günaydın, “Başka bir deyişte grup başkan vekilinin düşürülebilmesinin yegane yolu 70 milletvekilinin hakkınızda güvensizlik oyu kullanmasıdır” diyerek mevcut uygulamanın tüzüğe aykırı olduğunu söyledi.
“OLMAYAN MYK OLMAYAN YETKİSİNİ KULLANARAK BİZİ DİSİPLİNE SEVK ETTİ”
Parti Meclisi (PM) ve Merkez Yönetim Kurulu’nun (MYK) meşruiyetini kaybettiğini savunan Günaydın, 2023 kurultayını ortadan kaldıran butlan kararı sonrası 2020 PM yapısına dönüldüğünü, ancak istifalarla üye sayısının 29’a gerilediğini belirtti. CHP tüzüğüne göre üye sayısı 40’ın altına düşen PM’nin düşmesi gerektiğini vurgulayan Günaydın, “PM yoksa PM’nin içinden çıkan MYK da yoktur. Olmayan MYK, olmayan yetkisini kullanarak ve Parti Meclisi’nin yetkisini gasp ederek bizleri Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk etti” dedi. Günaydın, bu hukuksuzluğa karşı 19. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açtığını duyurdu.
“MESELE PARTİ İÇİ DEĞİLDİR, TÜRKİYE’Yİ BİR YERE GÖTÜRME MESELESİDİR”
Yaşananların sadece CHP’nin bir iç meselesi olmadığını, Türkiye’nin geleceğine yönelik çok taraflı bir kumpas olduğunu ileri süren Günaydın, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un da bu süreçte genel hukuka ve mahkeme kararlarına bakması gerektiğini ifade etti. Geçmişte Süheyl Batum örneğinde olduğu gibi hukuksuz ihraçların mahkemeden döndüğünü hatırlatan Günaydın, Atatürk’ün partisini Cumhur İttifakı’nın yanında hizalamaya çalışan bir anlayışa karşı tek başına kalsa bile mücadele edeceğini belirterek, Türkiye’nin yeniden laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti çizgisine dönmesi gerektiğini vurguladı.
💬 CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın’ın konuşması;
Denizcan Abay: Gökhan günaydın hattımızda şu anda. Ne diyelim? Gökhan Bey merhaba, günaydın. Grup başkanvekili diyecektik ama size grup başkanvekilliğinizin düşürüldüğü haberiyle yine bu sabaha merhaba dedik.
Gökhan Günaydın: Evet, evet. Ben de biraz evvel öğrendim. Teşekkür ederim. Günaydın, iyi yayınlar diliyorum sizlere. Galiba ne düşündüğümü ve hani bir değerlendirme mi isteyeceksiniz?
Denizcan Abay: Elbette, buyurun lütfen.
Gökhan Günaydın: Evet, şöyle söyleyeyim. Cumhuriyet Halk Partisi’nin tüzüğü bir grup başkanvekilliğinin nasıl sona erdirilebileceğini söyler. Seçimle gelinen bir görevdir, atama değildir grup başkanvekilliği. Görevden alınmanın da yegane yolu milletvekillerinin tam sayısının üçte birinin güvensizlik oyu vermesi, bunun kabul edilmesi ve bunun kapalı grupta oylanarak salt çoğunluğun güvensizlik yönünde oy kullanmasıyla mümkündür. Başka bir deyişte grup başkanveklinin düşürülebilmesinin yegane yolu 70 milletvekilinin hakkınızda güvensizlik oyu kullanmasıdır.
Peki burada nasıl oluyor? Burada Cumhuriyet Halk Partisi’nin atanmış butlan MYK’sı biliyorsunuz hakkımızda bir karar verdi. Neydi o karar? Tedbirli olarak kesin ihraç talebi. Tedbir ne demek? Bunu YDK görüşecek demek değil mi? Peki önce bu hukuki meseleye bakalım. Bir milletvekilinin kesin ihraç talebiyle YDK’ya gönderilebilmesinin biricik yolu Parti Meclisi’nin onayından geçmesidir. PM’den geçti mi? Geçmedi. Doğrudan MYK üzerinden bu gönderildi. Dolayısıyla hukuksuzluk bir kere buradan başlıyor.
İkincisi şunu da söyleyeyim. Butlan kararı 2023 kurultayını ortadan kaldırdığı için 2020’nin Parti Meclisi’ne dönüldü. Parti Meclisi normalde 60 asil, 15 yedek olmak üzere 75 kişiden oluşur. 15 yedeğin tamamı ortadan kalkmış, 3 asil üyenin tamamı ortadan kalkmış. Dolayısıyla 57 üyeden oluşan bir Parti Meclisi var. Burada 28 üye istifa etti. Dolayısıyla Parti Meclisi üyesi sayısı 29’a düştü, 30’un altına düştü. CHP’nin tüzüğü ne diyor? 60 kişilik PM 40’ın altına düşerse, yedeklerden de kimse getirilemezse o PM ortadan kalkar diyor. PM yoksa PM’nin içinden çıkan MYK da yoktur. O halde özetleyelim: Olmayan MYK, olmayan yetkisini kullanarak, Parti Meclisi’nin de yetkisini ihlal ederek, gasp ederek bizleri Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk etti.
Yüksek Disiplin Kurulu konuyu ele almadı. Tedbirli olarak halen beklemek durumundayız. Buna ilişkin zaten ben yargı mercilerine başvurumu yapmış durumdayım. Ancak yemediler, içmediler, bunu Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yazdılar. TBMM’nin ne yapması gerekiyor? TBMM’nin iki yol izlemesi lazım: Ya parti hukukuna bakacak ve parti hukuku uyarınca karar verecek… Yok, Numan Bey’in söylediği gibi “Parti hukukuna bakmayız biz” diyor ise o zaman genel hukuka bakacak. Tedbir kararı olduğu için tedbir kararının kesinleşmemesi üzerinden bir değerlendirme yapacak. Kaldı ki aynı yöntemle geçmişte Süheyl Batum ihraç edildi ve Süheyl Batum bir mahkeme kararıyla bu kararın hukuksuzluğunu kanıtladı, geri döndü. Yıl 2015. Yani eğer parti hukukuna bakmayacaksa Numan Kurtulmuş dönecek, mahkeme kararlarına bakacak.
Peki ben bunu bekliyor muydum? Etrafıma birkaç gündür söylediğim şey budur. Numan Bey kendisi de kayyum görmüş bir genel başkanlığı zamanında. Dolayısıyla burada doğru bir tutum almaya çalışıyor. Ama bu tutumu Numan Bey’e bırakmazlar. Buraları boşaltmak zorundalar ki meclise girebilsinler. Dolayısıyla AKP eliyle tümüyle hukukun ortadan kaldırıldığı, anayasal düzenin, parti hukukunun hiçe sayıldığı, olmayan Parti Meclisi için “5 kişi bile kalsa çalışırım” diyen bir anlayışla karşı karşıyayız.
Kendi adıma şunu söyleyeyim; grup başkanvekilliği olur, ben 2015’ten 2023’e kadar milletvekili değildim. Yani bırakın grup başkanvekili olmayı, aynı çalışmaları aynı özveriyle yapmaya o dönemde de gayret etmiştim. Biz statülerle kendini var eden insanlar değiliz. İdeolojimizle, halka dayanarak bir çalışma düzeni kurmaya çalışıyoruz. Aynı konu eksiksiz olarak devam eder. Yeter ki onurla ve rahatlıkla insanların arasında dolaşabilelim, bizim için önemli olan budur.
Denizcan Abay: Gökhan Bey, şimdi siz bu özellikle Parti Meclisi’ndeki son durumla ilgili olarak mahkemeye gitme durumu olduğunu söylemiştiniz. Nereye, nasıl başvuracaksınız? Nasıl bir süreç işleyecek? “Ya ona da tedbir var, geçersiz” denirse oradan gelecek karara, mahkemeden çıkacak karara?
Gökhan Günaydın: Şimdi ben kendime ilişkin konuya yönelik davamı açtım. 19. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde bu görülmeye başlandı. Yani 19. Asliye Mahkemesi’ne düştü UYAP üzerinden. Mahkeme ne karar verir bilmiyorum. Türkiye’de yargıçların var olduğuna inanmak istiyor insan. Dolayısıyla tabloyu izleyeceğiz. Ancak bir kere daha söylüyorum; bu mesele Cumhuriyet Halk Partisi’nin parti içi meselesi değildir. Bu mesele Türkiye’yi bir yere götürme meselesidir. Dolayısıyla kumpas çok taraflıdır. Bunun içerisinden hukuk aramak elbette gereklidir ancak bulunur mu emin değilim. Mesele açıkça siyasi bir meseledir ve çözümü de siyasi olacaktır.
Banu Güven: Müslüm Sarı demiş ki, “Parti Meclisi’ni 5 kişi de olsa toplarız.” Bunu bir gazetede, bir yerde gördüm. Dünkü tepkilerinin içindeydi galiba. Bunun dayanağı nedir, hangi metne dayanarak bunu söylüyor? Birincisi bu. İkincisi, peki bundan sonra ne olacak? Diğer taraftan aslında bu istifalarla bir kurultay sürecinin başlamış olması gerekiyor. Şunu da merak ediyorum; o istifa edenler arasında, hani Parti Meclisi’ne Bilim Yönetim Kültür Platformu’ndan da 8 kişi katılıyordu ya o zamanında, Kemal Kılıçdaroğlu’nun da istediği isimler falan… Galiba aralarında vefat eden biri de vardı. Orada da eski Kemal Kılıçdaroğlu ekibinden ya da onun seçtiği isimlerden bırakanlar oldu mu? Onu da merak ediyorum. Ve hep diyorum, unutmayın ne olur bunları. 2023’te biz sizle seçimden sonra telefonda bir konuşma yapmıştık benim bir yazım için ve siz o zaman demiştiniz ki, “Delege listelerinde birtakım usulsüzlükler yapıldığını görüyoruz memleket genelinde.” Bunu hatırlıyor musunuz bilmiyorum. 38. Kurultay’a gitmeden önce siz ne gibi usulsüzlüklerle karşılaştınız parti içinde? Bunlara dair de belki bir iki şey söylemek lazım, eğer hala aklınızda böyle aktarabileceğiniz haliyle bir şeyler varsa diye düşündüm de onu sormak istiyorum kaç zamandır.
Gökhan Günaydın: Banu hanım, Parti Meclisi, Bilim Yönetim Kültür Platformu’ndan gelenler de dahil olmak üzere 60 kişiden oluşuyor. Sorunuzun birinci bölümü bu. İkinci bölümü; 2020 Parti Meclisi tümüyle Kemal Bey’in ekibi tarafından oluşturulmuş bir Parti Meclisi. O Parti Meclisi’nde 34 kişi delebilmişti o PM’yi. 2018 ve 2020’de ben delmiştim mesela, Kemal Bey’in ekibinde, listesinde olmamama rağmen delegenin 650’sinin oyunu alarak oraya girmiştim. Ancak grup başkanvekili olduğumuz için Parti Meclisi üyeliğimiz düştü, grup başkanvekilliğimiz devam ediyor idi. Dolayısıyla bu kalan 57 kişinin tamamı Kemal Bey zamanında seçilmiş, yalnızca üçü listeyi delebilmiş. Geriye kalanların tamamını Kemal Bey’in ekibi diye yorumlamakta yarar var. Bunların içerisinde “Ben artık bu PM’ye gelmiyorum” deyip hiç gelmeyen arkadaşlar var. 28 kişi dediğim gibi gitmedi, istifa etti daha doğrusu. 5 kişi ise, işte içlerinde Gürsel Erol’un, Ali Öztunç’un falan olduğu 5 kişi ise oraya gittiler ve açıkça, derhal olağanüstü kurultay yapılması ve bu kurultayın mümkünse Eylül ayı içerisinde yapılması gerektiği konusunda görüş bildirdiler.
Yani karşımızdaki akıl “5 kişiyle de olsa PM’yi yaparım” diyor. Siz de bana diyorsunuz ki neye dayanarak söylüyorlar? Vallahi hukuka dayanmadığı açık, bir yerlerine dayanıyor olabilirler ama hukuka dayanmıyorlar. Dolayısıyla bu açıklamanın lafıgüzaftan başka hiçbir karşılığı yok. Ama bu açıklama geçerli midir sorusuna yanıt verirseniz; orta yerde hukuk olsa Siyasi Partiler Kanunu’na ve Cumhuriyet Halk Partisi tüzüğüne açıkça aykırı olan bu PM’nin ayakta kalabilmesi mümkün değil. Bu MYK’nın ayakta kalabilmesi mümkün değil. Böylesine hadsiz açıklamalar… Bu sözcüğü kullanırken üzülüyorum ama gerçekten tablo bu. Yani adam sana diyor ki “5 kişiyle ben PM yaparım.” Buna ne diyeceksin? Bunu ciddiye alıp cevap vermek falan gerekir mi böyle bir lafa?
Dolayısıyla tablo böyle. Şeye gelince, hani hemen öncesinde konuştuğumuz meseleye falan gelince, yani onlar çok geride kaldı. Niye geride kaldı biliyor musunuz? 2023 kurultayı aşağı yukarı 1300-1400 delege ile toplandı ve 13 oy farkla Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu’nun önünde genel başkanlığı kazandı. Sonra aynı delegeyle üç kere daha kurultay yaptı bu parti. Kurultayların üçünde de Özgür Özel yanılmıyorsam ya tam ya da tama yakın oy aldı. Yani dolayısıyla geçmişte Kemal Bey’i destekleyen her iki delegeden biri sürece baktı ve fikrini değiştirdi. Fikrini niye değiştirir CHP delegesi? Çünkü CHP delegesi fizik kurallarına göre 100 santigrat derecede kaynayacak bir delege değildir. Eşinden etkilenir, oğlundan, kızından, taksi şoföründen, bakkalından, sokaktaki insandan etkilenir ve Türkiye’nin geleceğini nerede kurması gerektiğine ilişkin bir söylem yapar.
Bugün Bülent Ecevit’in partisi Cumhur İttifakı’nın yanında hizalandı. Şimdi de Atatürk’ün partisini Cumhur İttifakı’nın yanında hizalamaya çalışıyorlar. Yani Osmanlıcı bir zihniyet, anlayış Cumhuriyet Halk Partisi salonlarında dile getirilmeye başlandı. Başka bir şey söylemeye gerek var mı? Ne yapacağız? Biz de gidip orada mı hizalanacağız? Ya ben kendi adıma söyleyeyim, hani böyle bir şey olma ihtimali yok da, yalnızca bir tek kişi kalsa karşılarında duracak ben olurum. O yani, en ufak bir kaygı duymadan bunu yaparım. Çünkü Türkiye bu akılla bu uçurumun dibine geldi. Türkiye laik, demokratik, sosyal hukuk devletine dönecek. Çoğulcu, çoklu bir demokrasinin tarafı olacak. Türkiye ‘hard power’la değil; ‘soft power’la, akılla, yürekle Ortadoğu’da kendisini var edecek.
Bütün bu tabloyu böyle değerlendirmek lazım. Hem sen ana muhalefet partisini dağıtmaya gayret et, hem de muhalefetin bütününü dağıtmaya gayret et. Bunun arkasında da işte Suriye koordinatörü, Irak koordinatörü, Tom Barrack, Trump ve şürekası olsun ve deyin ki bize “Devlet aklı var, devlet aklına teslim olmak zorundasın.” Yani o halde niye siyaset yapıyoruz? Dolayısıyla söylenecek söz çok. Hem söylenecek söz çok hem de aslında lafı uzatmaya da hacet yok. Yani ortada her şey, vicdanı ve aklı olan herkes her şeyi görüyor.
Denizcan Abay: Peki, çok teşekkür ediyoruz Gökhan Bey vaktinizin de kısıtlı olduğunu söylediğiniz için. Aslında çok daha fazla sorumuz vardı. Ercüment Akdeniz de bilmiyorum hani belki soracaktı ama daha sonra eminim yine yayınlarımızda yer veririz. Katıldığınız için sağ olun.
Gökhan Günaydın: Kolay gelsin, hoşça kalın. Sağ olun.